Ana Sayfa / Bağcılık Hakkında Genel / Hastalık-Zararlı-İlaçlama / Külleme mücadelesinde dikkat edilmesi gereken noktalar
külleme

Külleme mücadelesinde dikkat edilmesi gereken noktalar

Külleme mücadelesinde dikkat edilmesi gereken noktalar

Bu yazımızı okumadan önce mutlaka bağda külleme konulu yazımızı okumanızı tavsiye ederim. Konu bütünlüğü sağlanması ve mücadelenin bir bütün halinde yapılabilmesi için sorunu tam olarak anlamak gereklidir.

Teknik talimatlarda her ne kadar sürgünler 20-25 cm olduğunda hastalık belirtileri görülmeye başlar dese de enfeksiyon çok daha önceden başlamaktadır. Bu nedenlede ülkemizde mücadele dönemi yıllardır tartışılmaktadır.

Bağ entegre teknik talimatında hastalığın yaşayışı anlatırken şu ifade kullanılmaktadır.

Fungus, kışı genel olarak tomurcuk pulları arasında, kabuk altında miselyum halinde geçirir. Tomurcuklar (gözler) vejetasyon döneminde oluşmaları sırasında enfekte olurlar. Fungus hifleriyle tomurcuğa yerleşir ve yeni mevsime kadar iç tomurcuk pulları üzerinde dormant durumunda kalır. Asmalara su yürüyüp tomurcukların patlamasından kısa bir süre sonra aktivite kazanır. Gelişmekte olan sürgün ve yaprakları beyaz bir miselyum ile kaplar. Bu organlar üzerinde bol miktarda konidium oluşur ve bunlar rüzgar aracılığı ile diğer asmalara taşınır. Bu belirtiler sürgünler 20-25 cm üzerinde olunca dikkati çeker.
külleme

Bu anlatım içerisinde dikkatinizi çekmek istediğim asıl konu hastalığın asma gözlerinin pulları altında misel halinde kışı geçirmesi ve tomurcuklar uyanırken sürgün ve yaprakların enfekte edilmesidir.

Talimatta da belirtildiği gibi  hastalık enfeksiyonu çok daha önce olmasına karşın gözle belirtiler sürgün 20-25 cm olduğunda görülebilmektedir.

Oysa biz hastalıklara karşı koruyucu mücadele yapmaktayız. Bu dönemde yapılacak mücadele de iklimsel koşullara ve hastalığın seyrine göre geç kalabilmektedir. Bu yüzden yıllardır külleme mücadelesi tartışılır.

Son olarak Manisa tarım il müdürlüğünün yayınlamış olduğu tamim ile mücaddele dönemi daha erken döneme çekilmiştir.

Talimatlar revize edilmediği ve bu tür resmi yazılar geniş kitlelere ulaşmadığından malesef birçok teknik elaman ve üreticinin bu gelişmelerden haberi olmuyor.

Dünyada yapılan uygulamalar baktığımızda ise özellikle iklimsel koşulların bize benzerlik gösterdiği ülkelerde külleme mücadelesine sürgünler 4-5 cm iken başlanmaktadır.

toz kükürt
Zirai Kükürt

Külleme mücadelesinde başka önemli bir konuda direnç problemidir. Birçok ülkede bu direnç problemine karşı resistanslık yönetimleri uygulanmaktadır. Bu yönetimlerin esasını kontakt ve sistemik ilaçların kombinasyonu oluşturmaktadır.
Ancak bu konuda en büyük sorunlardan birisi hastalığa karşı kullanılan kontakt tesirli ilaçların azlığıdır. Elimizde sadece kükürt vardır. Bu yüzden  değişik ülkelerde sistemik ilaçlarla bazı ürünler kombine edilerek kullanılmaktadır.

Bu ürünler Bacillus subtilis  ile bacillus sumulis gibi biyolojik ajanlar, harpen gibi PR proteinleri, Potasyum bicarbonat (Yemek sodası), Quinoxyfen gibi hücre uyarıcı inhibitörler,  bazı bitkisel yağlar kullanılmaktadır.

Genellikle mücadele stratejisi erken mücadele  üzerine kurulmakta  ve sistemik ilaçlalarla bu  tür preparatlar kombine edilmektedir.

Külleme mücadelesinde en büyük sorunlardan biri strobulin grubu  ilaçlara karşı çok hızlı bir direnç oluşmudur. Özellikle strobulin grubu  ilaçlar kullanırken ayni aktif madde yılda en fazla iki kez kullanılmalı, her mücadelede aktif madde değiştirilmedir.

Ancak burda aktif madde değiştirilirken aktif madde grubuda aynı olmamalıdır. Örneğin bir ilaçlamada Azoxystrobin diğerinde de  Pyraclostrobin kullandıysak  değişen pek fazla birşey yoktur.
Çünkü her iki ilaçda aktifleri ayrı olmasına rağmen ayni gruptur ve direnç acısından riskli ilaçlardır.

Ülkemizde yapılan uygulamalarda bunlara pek dikkat edilmez ve dayanıklılık problemi göz önüne alınarak bir mücadele yönetimi uygulanmaz. Özellikle jenerik ve aynı grup hatta aynı ilaçla arka arkaya mücadele yapılır. Hastalık için uygun koşullarda ise direnç nedeniyle bu mücadele etkili olmaz ve sorun yaşarız.

Benim önerim mutlaka ilaç seçimlerinde dikkatli olmalı, her ilaçlamada aktif madde ve grup değiştirilmeli, sistemik ilaç uygulamasından sonra  kükürt gibi kontakt yada dayanıklılık geliştirici ürünlerle ilaçlama yapılmalıdır.

Hastalık asmanın değişik organlarında değişik  belirtiler oluşturur. Bu dönemde hastalığın oluşması danelerin küçük kalmasına  neden olur. Eğer gerçekten zennep çöplerinde ve salkımda külleme belirtileri varsa üreticiler çok dikkatli olmalıdır. Bu hormon uygulamalarında başarısızlığı da neden olabilir. Sadece şunu söyliyebilirim. Hava koşulları uygun olduğundan toz kükürt ile sık sık hastalağıa karşı mücadele edilmeli ve yukarıda belirtmiş olduğum hastalıkla mücadele de diğer yardımcı preparatlar kullanılmalıdır.

Yazan Metin Altın

İlginizi çekebilir

Dolu zararı olan bağlar için önemli duyuru

Dolu zarari olan baglarda hasar durumuna gore budama yapilmalidir.Dolu zarari %100 olan Baglarda 4-6 goz …

3 Yorumlar

  1. Teşekkürler.

  2. SUFFA-6 (%72 S formunda kükürt içerir.)

    Kükürt’ün Toprağa Faydaları
    • Toprak pH’sını düşürür.
    • Kireci Çözer.
    • Tuzluğu Giderir.
    • Önemli Bir Besin Elementidir.
    • Toprak Bakterilerinin (Rhizobium) Etkinliğini artırır.
    Bitkiye Faydaları
    • Aminoasitlerin Yapı Taşıdır.
    • Protein Sentezini Artırır.
    • Klorofil Sentezini Artırır.
    • B1 ve H Vitaminlerinin Yapı Taşıdır.
    • Bitkilerin Hastalık ve Zararlılara Karşı Direncini Artırır. (Küllenme, Kırmızı Örümcek vb.)
    Suffa 6 ‘ nın Avantajı
    • S Formunda Olduğu için daha hızlı etki gösterir.
    • İçeriğindeki S’in toplamı 2 mikrondan küçük olduğu için damlamadan ve yapraktan güvenle kullanılabilir.
    • Sera örtülerine ve ilaçlama aletlerine zarar vermez
    • Sorunsuz Karışım

    SUFFA 6 Amerikadan ithal edilmiş olup ,1-5-10 lt lik ambalajlarda piyasada yer almaktadır.

  3. ökkaş yıldırım

    400 Litre suya ne kadar yemek sodası kullanılmalı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*